ABD mahalli seçimleri Türkiye için ne söylüyor?

0
89
ABD mahalli seçimleri Türkiye için ne söylüyor?

ABD’de mahalli seçimler yapıldı.

İlk sonuçlara bakarak, hem ABD ve hem de —dolaylı olarak— Türkiye hakkında söylenebilecek çok şey var.

Kentucky’den başlayalım. Herkes oradan başlıyor —kazananlar için en gösterişli zafer, kaybedenler için en acıtıcı yenilgi Kentucky’de gerçekleşti zira.

Trump seçimden bir gece önce Kentucky’de idi ve seçmenlerinden Cumhuriyetçi vali Bevin’i yeniden seçmelerini istedi. Şu sözlerle: “Eğer kaybederseniz, Trump’ın dünya tarihindeki en büyük yenilgiyi aldığını söyleyecekler. Başıma bunun gelmesine izin veremezsiniz.” Ve Bevin Demokrat adaya karşı kaybetti.

Kimse ülkenin en Cumhuriyetçi eyaletlerinden olan Kentucky’deki mahalli seçimlerden yola çıkarak, önümüzdeki yıl yapılacak seçimlerde Demokratların eyaleti kazanacaklarını bekliyor değil. Ancak Trump’ın kendisini ortaya koyduğu seçimin Cumhuriyetçiler tarafından kaybedilmesinin sembolik anlamını göz ardı etmek de mümkün değil.

“Göz ardı etmek mümkün değil” mi? Türkiye’de olsa birileri, “n’olacak ki, gelecek yıl yine Cumhuriyetçiler kazanacak” diye burun kıvırırlardı. Çünkü hayatı varılan/varılacak limanlardan ibaret bir şey olarak gören çok siyasetçi/analist var memlekette. Skorboard yorumcuları… Oyun neymiş, nasıl olmuş, hangi yoldaymışız, ayağımıza batan taş neyin işareti olabilirmiş, umursamayan bir çok kişi… “Bakmayın siz Kentuckylilere, seneye yine Trump’a oy verecekler” deyip defteri kapatacak çok kişi var ülkemizde. Şimdi, Trump gidip “bana bunu yapmayın” dediğinde Trump’a itibar etmemelerini ve ülkenin belki de en sevilmeyen valisini seçmemelerini görmezden gelecek çok kişi…

Öte yandan, hemen hemen bütün ülkede geçen ara seçimlerde belirmeye başlayan eğilim, Kentucky seçimlerinde de sürdü. Demokratlar şehirlerin çeperlerinde yükselmeyi sürdürdüler. Geleneksel olarak Cumhuriyetçileri tercih eden kenar mahalleler, görünen o ki, kasabalardan daha önce saf değiştiriyorlar. Şüphesiz bu eğilimin de garantisi yok. Önümüzdeki yıl yapılacak seçimlerde de aynı eğilimin süreceğini kimse söyleyemiyor. Ancak ortada, üzerinde düşünmeyi hak edecek bir gerçekliğin mevcut olduğu da kesin. Sosyolojiyi, ölçülemeyecek sınıflar üzerinden okumakta ısrar edenler görmezden gelse de, görünüşe göre, sosyal gerilimler başka bir fay hattını harekete geçirdi. Üstelik söz konusu fay hattı ölçülebilir bir şey: Şehir merkezleri var, şehirlerin kenar mahalleleri var, kasabalar var, kırsal var.

Kentucky’den sonra Virginia’ya geçebiliriz.

Virginia seçimlerini diğerlerinden farklılaştıran husus, vali veya eyalet temsilcisi gibi tercihlerin olmaması idi. Dolayısıyla yalın olarak partilerin yarıştığı bir seçimdi. Virginia ağırlıklı olarak Demokrat bir eyalet ve son dönemde, hemen her seçimde de giderek Demokratlaşıyor. Ancak önemli adayların yarışmayacak olması yüzünden, seçimin neticesi merakla bekleniyordu. Demokratlar, bu şartlar altında bile belirgin bir heyecan yaratmayı ve seçmenlerini sandığa götürmeyi başardılar. Oylarını yükselttiler.

ABD’de ağırlıklı olarak Demokrat olan medya, Virginia seçimlerini Demokrat Partinin performansı olarak okumayı tercih etti. Ancak aynı heyecan Trump’ın yol açtığı tedirginliğe karşı sosyal bir cevap olarak da okunabilir. Mesele şu ki, Trump’ın kırıp dökmelerinin yol açtığı huzursuzlukları Demokrat Parti başarıyla değerlendirdi/değerlendiriyor. Yani “Trump berbat biri, ondan kaçanlar bizim kucağımıza düşsün” diye beklemek yerine, o huzursuzlukları sistemli olarak ve dört yandan kaşıyor. Bu kaşımanın ilk sonuçlarını son ara seçimlerde almışlardı. Bu mahalli seçimlerde de almış görünüyorlar.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz