Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın tahliyesi yeni bir başlangıç mı?

0
110
Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın tahliyesi yeni bir başlangıç mı?

Doğrusu Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın mahkum edilerek tahliyesi bu kadar erken beklenmiyordu. Müebbet hapis cezası alan içlerinde Altan ve Ilıcak’ın da bulunduğu dava Yargıtay tarafından yeniden yargılanması talebiyle bozulmuş, yerel mahkeme yeniden yargılamayı kabul etmişti. Aslında bu serbest kalacakları beklentisini arttırmış ama bu kadar erken olacağını kimse tahmin etmemişti.

Mahkeme şöyle bir yol izledi: Savcı mütalaasında Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak için 5 ila 10 yıl hapis cezası istedi. Genelde mahkemeler savcının talep ettiği en az cezayı verir. Ama bu defa öyle olmadı. Ahmet Altan’a savcının talebinin üstüne çıkarak 10 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Nazlı Ilıcak 8 yıl 9 ay hapis cezası aldı ve tahliye edildi.

Belli ki mahkeme son dönemde FETÖ davalarında bir tavsama olduğu yönündeki kamuoyu tepkisini dikkate almış görünüyor. “Niye serbest bıraktınız” tepkisine “ceza verdik” diyebilmek için en üst sınır tercih edilmiş gibi görünüyor.

Bülent Arınç’ın KHK konusunda yaptığı çıkış her ne kadar AK Parti içinde tepkiye yol açsa da, iktidar çevrelerinde yargılamalar konusunda nicedir bir arayışın olduğu biliniyor. Hapishanedeki mahkum ve tutuklu sayısının 250 bin seviyesine yaklaşmış olması bu arayışı tetikleyen en önemli neden. Bir başka sebep ise AK Parti tabanından giderek yükselen “mağduriyete uğradık” tepkileri.

AK Parti içinde bazı çevreler son seçimlerde önemli belediyeleri kaybetmede bu tepkilerin rol oynadığını söylüyorlar. Ancak “15 Temmuz Darbe kalkışmasını gerçekleştirmiş FETÖ’ye karşı mücadeleden vazgeçiliyor” izlenimi de AK Parti seçmeni açısından tepkiye yol açıyor. Galiba mahkeme bu iki farklı tepkiyi dikkate alarak en üst seviyeden ceza verip tahliye kararı alarak her iki kesimi tatmin yoluna gitmiş.

Benzer durum, Selahattin Demirtaş başta olmak üzere HDP’li eski milletvekili ve mensupları hakkında verilen tahliye kararları ve hemen ardından gelen yeniden tutuklama kararlarında yaşanıyor.

Ancak Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ı tahliye eden motivasyonu başka yerde aramak gerekiyor.

Türkiye Barış Pınarı Harekatını gerçekleştirdikten sonra dünyada şöyle şeyler yaşandı: Türkiye baştan ilan ettiği amacına tam değilse de belli oranda ulaştı. Sınırında terör koridoru inşa etmekle suçladığı YPG unsurları buradan çıkarıldı. Onlar 30 km aşağıya çekildi. Bu arada çok sayıda IŞİD militanı serbest kaldı. Batı kamuoyu Türkiye’yi “IŞİD’i yenen YPG’yi cezalandırmakla” suçladı. Daha da ileriye giderek “IŞİD’in yeniden ortaya çıkışının sorumlusu Türkiye” demeye başladı.

IŞİD lideri Bağdadi’nin Türkiye sınırına 5 km yakın bir köyde YPG destekli ABD operasyonu ile öldürülmesinden sonra Batı kamuoyunda “Türkiye IŞİD’i koruyor” suçlaması öne çıktı.

Dışarıda suçlamanın yükselmesine bir sebep de HDP’li belediyelere uygulanan ve sayısı 15’e çıkan kayyum atamalarıydı. İçerde milliyetçi kamuoyunu memnun eden bu atamalar, toplumun diğer kesimleri tarafından gideren artan tepkiye yol açtı. İktidar bir süredir bu tepkiyi yumuşatma arayışı içindeydi.

Mehmet Altan’ın beraat etmesi, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın ceza alsa da tahliye edilmeleri iç kamuoyundaki tepkileri yatıştırmak kadar asıl batı kamuoyuna verilen mesajdı. Bu “laik, aydın, seküler insanlarla derdimiz yok, pekala onlarla yan yana çalışabiliyoruz” mesajıydı. Cumhuriyet resepsiyonuna çağrılan laik, aydın ve seküler insanların belirgin şekilde öne çıkartılması da buna eklenebilir. Hatta bugün iktidarın en büyük gazetesi haline gelen Hürriyet’in başına dünün muhalifi Ahmet Hakan’ın getirilmesi de benzer mesajı içeriyor.

Hapishaneden tahliyelerin gerçekleştiği ve Hürriyet’e atamanın yapıldığı gece Türkiye bir şey daha yaptı: MİT Suriye topraklarında bir operasyon gerçekleştirdi. IŞİD’in öldürülen lideri Bağdadi’nin 65 yaşındaki kız kardeşi Rasmiya Awad 5 çocuğu ile birlikte Azez’de yakalandı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun “El Bağdadi’nin kardeşinin tutuklanması terörle mücadele operasyonlarımızın başarısının bir başka örneğidir” açıklamasını yaptı.

MİT’in yaptığı operasyonun ilk Reuters’a bildirilmesi ve Fahrettin Altun’un açıklamayı batı kamuoyuna yapması, Türkiye’nin kendisine yönelik “IŞİD’i koruyor” suçlamasına bir cevap niteliği taşıyor.

Mahkemenin verdiği karar ve MİT operasyonu ile Türkiye Batı kamuoyuna yönelik yeni hamle başlatmış görünüyor. Birbiriyle çelişen pek çok hamleyi aynı anda yapabilen iktidarın ana doğrultusunun nereye evrileceği, bu tür adımlarla birlikte asıl Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan partilerini kurduktan sonra nasıl davranacağına bağlı.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz