AK Parti’den istifa ettirilen milletvekili

0
73
AK Parti’den istifa ettirilen milletvekili

Çığlığa dönüşebilecek sessiz bir adım

29 Ekim gecesi yapılan bayram kutlamalarının coşkusu henüz geçmeden AK Parti İstanbul milletvekili Mustafa Yeneroğlu, sabahın erken saatinde TBMM’de düzenlediği basın toplantısında istifa ettiğini açıkladı. Aslında bunun bir istifa olmadığını da kendisi söyledi. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeneroğlu’ndan istifa etmesini talep etmiş, o da bu isteği yerine getirmişti.

Mustafa Yeneroğlu’nun “neden böyle davrandığına dair” gerekçesi hazırdı: “Beni siyasete ve AK Parti’ye Erdoğan davet etti; geldim. Şimdi AK Parti’den gitmemi istedi; ben de gidiyorum.”

Bu açıklama, AK Parti’de zaten bilinen, işlerin nasıl yürüdüğüne dair işleyişi çarpıcı şekilde ortaya seriyor. İstifa herkesin bildiği bu gerçeğin bir kez daha tekrarlanmasından çok başka anlamlar taşıyor.

Mustafa Yeneroğlu, Bayburt doğumlu ama daha bir yaşındayken Almanya’ya gidip yaşamını orada geçiren bir gurbetçi. Tüm eğitim hayatı Almanya’da geçen biri. Köln Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun. Yetiştiği kültür itibariyle bir süredir AK Parti politikalarını eleştiriyordu. Gidişattan huzursuz olduğunu kamuoyu ile paylaşmaktan çekinmiyordu. Özellikle insan hakları konusunda AK Parti politikalarını ve kimi Hükümet uygulamalarını açıktan eleştiriyordu. AK Parti MKYK üyesi olduğu için bu eleştirilerini orada Erdoğan’a karşı da ifade ettiği konuşuluyordu. O yüzden son iki MKYK toplantısına katılmamış bu görevden Cumhuriyet Bayramı’ndan bir gün önce istifa etmişti. Erdoğan bununla yetinmeyip Parti’den ayrılmasını da isteyince 30 Ekim günü Yeneroğlu o talebi de yerine getirdi.

Yeneroğlu için bir tür “partinin vicdanı” değerlendirmesi yapılıyordu. Başkalarının söyleyemediği pek çok şeyi ifade ettiği için saygı gördüğü biliniyordu. İstifasından sonra AK Parti’den kendisini destekleyen bir açıklama ya da jest gelmedi. Ancak bu sessizlik, istifanın onaylandığı anlamına gelmiyor.

Mustafa Yeneroğlu’nun istifası Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın partileşme süreçlerinin dışında iki sembolik olayın üzerine geldi. İstifasını açıkladığı gün AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Parti’de görev yapmış eski ve yeni tüm il başkanlarını toplamış onlara konuşma yapıyordu. “Bizde eski AK Partili diye bir kavram yoktur, herkes yenidir” anlamına gelen konuşmalar yapılırken bir milletvekili eski AK Partili unvanını alıyordu. Erdoğan iki ayrı işi aynı anda yapıyordu. Birilerine “eski” unvanını verirken eskileri de “yeni” unvanı ile bir arada tutmaya çalışıyordu.

İçinden çıkıp geldiği Milli Görüş hareketinde işler böyle yürümüyordu. Milli Selamet Partisi (MSP) 1978 yılında kongreye gittiğinde Korkut Özal o dönem Necmettin Erbakan’ın karşısında aday olmuştu. Bırakın partiden atılmayı daha sonra bu ikili birlikte, yan yana uzun yıllar çalışmıştı.

Erdoğan’ın asıl açmazı; son dönemde iyice berraklaşan, 29 Ekim Cumhuriyet Balosu’nda sembolleşen kendi dışındakileri, daha çok da seküler-laik kesimleri, “kucaklama” anlayışı ile beraber çalıştıklarını uzaklaştırmak durumunda kalmasıydı. Ertuğrul Özkök, Sedat Ergin gibi geçmişte hep karşısında yer almış isimleri 11 yıl aradan sonra Cumhuriyet Balosu’na çağırması, Sözcü, Fox TV gibi muhalif yayın organlarının temsilcilerini davet etmesi karşısındakine tanınan toleransın geldiği seviyeyi gösteriyordu. Ahmet Gümüştekin, Cem Yılmaz (katılamadı) gibi aleyhlerinde kampanya yürütülen sanatçılara uzatılan el ortadayken, o kesimlerin ruh dünyasını çok daha iyi anlayabilen Mustafa Yeneroğlu’nun uzaklaştırılması hadisesi AK Parti’nin gelişmeler karşısında çaresiz kalışını bize en iyi anlatan çarpıcı bir örnek.

Mustafa Yeneroğlu, “siyasetten gelmiyor, teşkilat bazında bir karşılığı yok” değerlendirmelerinin anlamı yok. Öyle olsaydı MKYK’dan istifası ile yetinilir ve Parti’den uzaklaşması istenmezdi. Parti içinde, en azından partinin kamuoyunda ilk bakışta fark edilmeyen bir kalıcı etkisi olabileceğini istifasının istenmesiyle anlıyoruz. Etkisi olmayan bir kişinin istifasını Erdoğan niye istesin?

AK Parti’den çıkan kadrolar Kasım ayı içinde iki ayrı parti kurma hazırlığındayken, Mustafa Yeneroğlu’nun istifası “çığlığa dönüşebilecek sessiz bir adım” gibi duruyor.

Celal Kazdağlı

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz