Ayça’nın O Kürsüden Yaptığı Çağrı

0
693
Ayça’nın O Kürsüden Yaptığı Çağrı

Genç kız heyecanlı ama kendinden emin adımlarla kürsüye doğru yürüdüğünde salonda bulunan üç bine yakın insan parti toplantılarının o alışık uğultusunda “Başkanın konuşmasını” bekler havadaydı. Kürsüye çıkacak her hangi birini, hele de yeni yetme bir genç kızı, dinlemeye hiç hazır değillerdi.

“Sayın büyüklerim, hayatımda ilk defa böyle bir ortamda konuşma yapıyorum” diye hafif ürkek bir ses tonuyla başladı konuşmasına genç kız. O bildik uğultu devam ediyordu ama bazı gözler kürsüye çevrilmişti.

Genç kız, “Hatalarımı bağışlayın; diyeceğim ama bağışlayıcı davranacağınızdan çok ümidim yok. Çünkü…” deyip bir nefes aldı. Dikkatler Genç kıza çevrilmeye başlamıştı. Öyle Genel Başkanı selamlayıp, protokole saygı sunma gereği duymayan Genç kız doğrudan mevzuya girdi:

“Biliyorsunuz işte, hiçbiriniz benim akranlarımdan memnun değilsiniz. Her yaptığımıza bir kusur buluyor, biz ve geleceğimiz hakkında kötümser tahminlerde bulunuyorsunuz.

Öyle görünüyor ki, kendinizden ise çok memnunsunuz. Çok şey başarmışsınız da, sizden sonra gelen nesiller hakkını veremiyor gibi bir haliniz var.

Bence bize karşı fazla hoşgörüsüz, kendinize karşı ise fazla hoşgörülüsünüz.”

İşte o andan itibaren salonun havası değişti.

“Radikal Demokrasi” sloganıyla yola çıkan Demokrat Parti Genişletilmiş Temsilciler Meclisi’ni toplamış ve ülkede demokrasiyi yeniden kurmak için yola koyulmuştu.

Genel Başkan Gültekin Uysal’ın yeni stratejiyi kurmak ve bir demokrasi manifestosu hazırlamak amacıyla gerçekleştirdiği toplantıya ilgi beklenenin çok üzerindeydi. Demokrat Parti’nin her kademesinden insan toplanmıştı. Demokrat Parti çizgisini Adalet Partisi, Anavatan Partisi, Doğru Yol Partisi’nde sürdüren pek çok siyasetçi oradaydı. Sosyal demokratlardan İslamcılara kadar herkes gelmişti.

Salonun yaş ortalaması 50 civarındaydı; kadınların oranıysa yüzde 10 bile değildi.

İşte böyle bir ortamda çıktı Ayça Iğdır o kürsüye.

Tüm ezberler yıkıldı

Doğrusu, Ayça Iğdır’ın o kürsüye çıktığında ne söyleyeceğini merak ediyordum. Konuşmayı dinledikten sonra asıl merak etmem gereken şeyin Ayça Iğdır’ın konuşması değil, üç bin kişilik o kitlenin ona vereceği tepkinin olması gerektiğini sonradan idrak ettim.

Siyasi partilerin kürsülerinde Ayça Iğdır’ın yaptığı türden konuşmalar yapılmıyor. Bu onların ilkiydi. Bence Ayça Iğdır’ın konuşmasını bulun, okuyun, dinleyin. Tam da kuşağına uygun yeni şeyler söylüyor. Eski kuşak siyasetçilerin eksiklerini, hatalarını yüzüne vuruyor. Asıl önemlisi ne yapacağını söylüyor. Kimseden ayrıcalık, avantaj istemiyor. “Ben dövüşmeye geldim buraya” diyor. Mücadele ederek fikirlerini kabul ettirmeye ve kendine yol açmaya çalışacağını ilan ediyor.

Ayça Iğdır’ın bu çağrısı güzeldi. Tam da yeni nesil siyasetin ruhuna uygun bir konuşmaydı.

Peki 50 yaş ortalamasındaki siyasi sınıf ve yüzde 90’ı erkek olan kalabalık buna ne tepki verdi?

Eski alışkanlıkların esiri olanlar, o topluluğun buna tepki göstermesini bekler(di). Kadınlar zaten çok sevdi Ayça Iğdır’ı. Ama asıl o erkek kalabalığı. Onların tepkisi çok ilginçti.

O kalabalık Ayça Iğdır’ın konuşmasını çok sevdi. 1980 öncesi ve 90’larda bakanlık yapmış siyasetçiler bile gelip Ayça’ya “sakın bırakma kızım. Biz de senin yaşında bu şekilde başladık siyasete. Kötü olan şeyleri sizler değiştireceksiniz, demokrasiyi sizler getireceksiniz” diyorlardı.

Şaşırtıcı ve çok sevindirici bir tabloydu. Sadece gençler değil, belli ki toplumun her kesimi büyük değişime hazır.

Ayça Iğdır bize, gelmekte olanı gösterdi.

Koca bir nehir geliyor. O nehrin önüne set kurmaya kalkan kaybeder. O nehrin önünü açan kazanır.

Ayça Iğdır o nehrin sesini bize duyurdu. Gültekin Uysal ve üç bin Demokrat Partili “imdat sel geliyor” paniğine kapılmadı.

Belli ki su yolunu bulacak.

Celal KAZDAĞLI

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz