Demokrasinin krizi ve New York tercihi

0
110
Demokrasinin krizi ve New York tercihi

ABD’de Salı günü yapılan mahalli seçimlerde, New York seçmenleri farklı bir konuda da tercihlerini belirttiler. Seçmenlere, bundan sonraki seçimlerde tercihli oy kullanmak isteyip istemedikleri soruldu ve yaklaşık dörtte üçü “evet” dedi.

ABD’de tercihli oy kullanmayı daha önce onaylamış yerler vardı, Maine, Santa Fe, Oakland gibi… Ancak ilk defa New York ölçeğinde bir seçim bölgesi tercihli oy seçeneğini kabul etti ve bunun da ABD politikasında birçok şeyi değiştirebileceği öngörülüyor.

ABD’de tercihli oy sistemi şöyle işleyecek: Seçmenler, adaylar arasından ilk tercihlerini, ikinci tercihlerini, üçüncü tercihlerini işaretleyecekler. Öncelikle sanki her seçmenin bir tek tercihi varmış gibi değerlendirme yapılacak ve seçmenlerin ilk tercihleri değerlendirmeye alınacak. Bu durumda herhangi bir aday salt çoğunluğu elde ederse seçilmiş olacak. Hiçbir aday salt çoğunluğu elde edemezse, son sırada kalan aday elenecek ve o adayı ilk tercih olarak işaretlemiş olan seçmenlerin ikinci tercihleri ilk tercih olarak kabul edilip yeniden değerlendirme yapılacak. Bu durum, adaylardan birinin salt çoğunluğu elde etmesine kadar tekrarlanacak.

Sistemin destekçileri, tercihli oy sisteminin kutuplaşmayı gerileteceğini iddia ediyorlar. Adaylar artık seçmenlerin ilk tercihi olmanın yanı sıra, kimsenin nefret etmediği isimler olmaya da özen göstermek zorunda kalacaklar. Bu da politikanın odaklarını genişleteceği gibi, dilini de yumuşatacak diye tahmin ediliyor.

Dünyada kutuplaşma var. Otoriter liderler mevzi kazanıyor. Popülizm diye adlandırılan bir tür aşırı sağın yükselişi de aşikâr. Bu olumsuz gelişmelere referans vererek, seçmenin gücünü azaltacak, okumuşların bürokrasisinin gücünü tahkim edecek düzenlemeler peşinde koşanlara karşılık, sistemin içinde kalarak sistemi düzeltmeye yönelik çabalar da var. ABD’deki tercihli oy sistemi de bu çabalardan biri.

Toptan ve kestirme çözümler yerine perakende ve daha sağlıklı görünen çözümler arayanlar demokrasiler için yeni çıkışlar üretebilirler mi, bilemiyoruz. Ancak bu arayışların toplumları olgunlaştırıyor olduğunu söylemek mümkün. Öte yandan, bu tür arayışların sonuç alıp almaması kadar arayışların mevcut olması da önemli. Otoriterlikle mücadelenin bir tek metodu yok ve daha önemlisi, otoriterliğin yükselişi karşısında sızlanıp durmak anlamlı bir metot da değil. ABD’de tercihli oy uygulamasına ilk geçen yerlerin sosyo-politik olgunluk seviyeleri dikkate alınırsa, ABD politikasını yavaşça ve usulüne uygun bir biçimde değiştirmeye çalışmak da sonuç verebilirmiş gibi görünüyor. New York oylaması, bu açıdan bakıldığında, gerçekten de demokrasinin yaşadığı yetersizliklere cevap üretmeye çalışanlara ümit verici bir adım olarak görülebilir.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz