Fatih’te dört kardeşin intiharı: Yeni gerçeğimiz

0
92
Fatih’te dört kardeşin intiharı: Yeni gerçeğimiz

Fatih İstanbul’un tarihi ve en sembol semtlerinden biri. Osmanlı döneminden bu yana seçkin insanların yaşadığı, genelde muhafazakar hayat tarzının egemen olduğu bir yer. Sürdürdüğü tarihi misyon nedeniyle dini tarikat ve cemaatler ile İslami hassasiyeti öne çıkan insanlar ve muhafazakar aydınların oturmayı tercih ettiği bir semt Fatih.

Yardımlaşmanın, dayanışma ruhunun yüksek olduğu var sayılan şehrin orta kesimlerinin hayatlarını sürdürdüğü Fatih’te toplum dinamiklerini yeniden sorgulamamızı gerektiren, bize yeni gerçeğimizi gösteren bir olay yaşandı.

Aynı evde yaşayan ikisi erkek ikisi kadın dört kardeş intihar ederek ölümü seçti. Yetişkin kardeşlerden Cüneyt 48, Oya 54, Kamuran 56, Yaşar 60 yaşındaydı. Kardeşlerin evlenmedikleri bir arada yaşadıkları, içlerinden birinin sara hastası olduğu ifade edildi. Kardeşlerden Oya Yetişkin müzik öğretmeni, bir diğer kardeş ise kurye çalışanı.

Dört kardeş belli ki ölümü isteyerek seçmişler. Kapılarına “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notunu asmışlar. Polisin ilk tespitine göre “çok sayıda antidepresan ilaç alarak intihar etmişler.” Komşular kardeşlerin maddi sıkıntı yaşadıklarını söylüyorlar. İki aydır elektrik faturasını ödeyemediklerini ifade ediyorlar. Ölüm hadisesinden sonra ilgili kuruluşun elektrik saatini 607.16 TL olan borcu nedeniyle kapatması da bu tespiti doğruluyor.

Herhangi bir sabıkası bulunmayan kardeşlerle ilgili asıl bilgi DHA’dan geldi. Mahalle bakkalı Yusuf Deniz ile konuşan DHA muhabiri abonelerine şu haberi geçti:

“Ben 15 senedir tanıyorum onları. En son Cumartesi günü akşam üzeri saat 17.00 gibi alışveriş yaptı, tokalaştık gitti. Salı günü de ses çıkmayınca onun okuldan bir arkadaşı geldi, ‘Bunların telefonu kapalı’ dedi. Hemen 155 polis imdat hattını aradık. Polis arkadaşlar geldi çilingir ile binaya girdik, kapıya yazı asmışlar. Sonra emniyet yetkililerinin hepsi geldi buraya. Dört kardeş de aynı evde yaşıyorlardı 4’ü de bekardı. Yalnız sıkıntıları, maddi sıkıntıları vardı. Başka kimseleri yoktu. Kardeşlerden biri müzik öğretmeniydi, diğeri kuryelik yapıyordu, diğerleri de evde oturuyorlardı. En son Cumartesi alışveriş yapmaya geldiğinde bana ‘maaşıma haciz koydular’ dedi.”

Bu konu Türkiye’de ne kadar tartışılır; bilmiyorum. Bildiğim konunun üzerinde çok durulması gerektiği. Batı toplumlarında bir dönem yaşadığımız toplu intihar eylemi türünden bir olay değil bu. Toplumda yaşanan çok önemli bir kırılmayı bize gösteriyor.

Olayın yaşandığı yer Molla Gürani Mahallesi. Molla Gürani Osmanlı’da çok sevilen bir din alimi, müderris, kadı, kazasker, şehzade hocası, Osmanlı Devleti Müftüsü ve dördüncü Şeyhülislam.

Böylesi sembol bir ismin mahallesinde gerçekleşen olay “komşusu açken tok yatmazdı” anlayışının çalışmadığını bize gösteriyor.

Toplumun dayanışma ruhunun tahrip olduğu, orta sınıfa has bu durumun, esasen, orta sınıfın içine düştüğü yoksulluk nedeniyle yok olup gittiğini görüyoruz.

İngiltere yeni bir seçime giderken, kampanyasını başlatan İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn işe kendi toplumundaki bu gerçeği dile getirerek başladı. Corbyn, “İngiltere’de 14 milyon yoksul, 150 milyarder var” dedi. Corbyn kampanyasını bu adaletsiz tabloyu değiştirme fikri üzerine kuruyor.

Benzer durum bizim için de geçerli. Aklımda yanlış kalmadıysa son yapılan çalışmada nüfusun yüzde biri nüfusun yüzde 43’ünün gelirine sahip. Yüzde 10’un geliri ise nüfusun yüzde 85’inin gelirinden daha fazla.

İçine düştükleri yoksulluk karşısında 4 yetişkin kardeşin bulduğu dramatik çözüm, eğer bir tedbir arayışına gidilmezse, toplum olarak önümüzdeki dönemde nasıl bir travma yaşayacağımızın işaretini veriyor bize. İstanbul’un Fatih ilçesi Molla Gürani mahallesinde polis, bugüne kadar görmek istemediğimiz “Yeni gerçeğimizin” kapısını sonuna kadar açtı.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz