Herkesle konuşabilen tek parti

0
89
İktidarın 17. Yılında kongreye hazırlanan AK Parti

Size birisi “iki yıl içinde gerçekleşen seçimlerde AK Parti karşısında oluşan ittifak düzeni kimin eseri” diye sorsa cevabınız ne olurdu? Pek çok kişi buna CHP ya da Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu” diyecektir. Bu doğru kabul edilen bir cevap. Ancak siyaseti yakından izleyenler için yeterli değil.

Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’nin ittifakta oynadığı rol inkar edilemez. Muhalefetin en büyüğü olarak CHP evet demeden şüphesiz böyle bir ittifak gerçekleşmezdi. Evet ittifakın uygulayıcısı, hayata geçireni Kemal Kılıçdaroğlu’ydu. Peki Millet İttifakı’nın yapımcısı kimdi?

Bu sorunun cevabı tartışmasız Temel Karamollaoğlu ve Saadet Partisi’dir. O dönem ittifak zeminini hazırlayan, bu amaçla herkesle görüşen Temel Karamollaoğlu’ydu. Görüştüğü kişiler arasında önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da vardı.

50 yıllık Milli Görüş Hareketi’nin bugünkü temsilcisi olan Saadet Partisi, Türkiye’nin genelinde faaliyet yürüten AK Parti dışındaki yegane partidir. AK Parti iktidar ve bir kitle partisi. Onun her yerde faaliyet yürütmesi anlaşılabilir. Ancak daha ideolojik davranan Saadet Partisi’nin bunu yapabilmesi başarıdır. Aynı kökenden gelmesine rağmen AK Parti, kendini diğerlerinden ayrıştırıp, rakiplerini düşmanlaştırırken, Saadet Partisi herkesle dost kalabiliyor. Onların farklılıklarını saygıyla karşılayıp, kendi görüşünü taviz vermeden anlatabiliyor.

Geçmişten devraldığı söylem ve İslam değerlerini önceleyen tutumu nedeniyle daha çok bir kadro hareketi gibi duran Saadet Partisi, belki de bu nedenle kitlesel bir yapıya dönüşemedi. 1970’lerde edindiği iktidar deneyimi, rakibiyle birlikte çalışma alışkanlığı ve siyasete çok sayıda isim kazandırma niteliği Saadet’i bugün farklı bir noktaya getirmiş durumda.

Saadet Partisi ve Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu 50 yıllık bu birikimi “kurucu bir misyona” dönüştürme niyetiyle hareket ediyor. Mahallelere ayrılmış, ötekine düşman gözüyle bakılan, önüne gelene hain, işbirlikçi damgası vurulan bir ortamda, etrafı derleyip toparlama işine soyunmuş diyebiliriz Temel Karamollaoğlu ve Saadet Partisi için. Bunun örneklerini genel ve yerel seçimlerde gördük.

HDP bu süreçte haklı olarak CHP’ye seçim kazandıran parti olarak öne çıktı. Saadet Partisi’nin oynadığı rol pek fark edilmedi. AK Parti’ye asıl kaybettiren Saadet Partisi’ydi. Bunu en iyi anlayan ve Saadet’i yeniden kazanmak için bir takım girişimlerde bulunan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dı.

Millet İttifakı’nda kurucu rol oynayan Saadet Partisi Pazar (3 Kasım 2019) 7. Olağan Büyük Kongresi’ni topluyor. Seçime tek adayla gidecek. Temel Karamollaoğlu yeniden genel başkan seçilecek. 75 kişilik Genel İdare Kurulu’nun üçte bir oranında değişmesi bekleniyor. Bu değişimin partinin üst yönetimine de yansıması planlanmış durumda.

“Gelecek, Saadet ile gelecek” sloganıyla gidilen 7. Olağan Büyük Kongre’de kitleselleşme de hedef alınacak. Ama asıl misyonun toplumsal mutabakatı sağlamak olduğu anlaşılıyor.

Siyaseti dikkatle izleyen gözlerin dışında pek çok çevre Saadet’in bu kongresini sıradan bir parti çalışması olarak görüyor. Son üç yılda yaşadıklarımız ve bu süreçte Saadet’in oynadığı rol bize bunun böyle olmayacağını söylüyor. Saadet bu kongre ile yeni bir şeye hazırlanıyor.

Buna bir tür restorasyon dönemi diyebiliriz. İyi niyetle düşünülmüş olsa bile Başkanlık sisteminin uygulaması hem toplumsal mutabakatın bozulmasına yol açtı hem de devlet kurumlarını büyük bir boşluğa itti. Etraf fena dağılmış görünüyor.

Bu kargaşaya bir son verilmesi, dağınıklığın toparlanması gerekiyor. Oysa siyaset toparlanma yerine dağılma emareleri gösteriyor. CHP nasıl bir yol izleyeceği konusunda kendini bir kavşakta hissediyor. Bir ayrışma yaşanması kaçınılmaz görünüyor. HDP içine itildiği şartlar nedeniyle işlevini kaybetmiş izlenimi veriyor. Nasıl bir yol izleyeceği henüz belli değil. İyi Parti iktidar ile yeni partiler arasında yol arayışında. AK Parti iki yeni partiye gebe. Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan partilerini kurmak üzereler. AK Parti’den istifa ettirilen Milli Görüş geleneğinde yetişmiş Mustafa Yeneroğlu gibi yeni partilere eli gitmeyip, AK Parti’de olup bitenlere içini sindiremeyenler de var.

Böylesi bir ortamda ne yaptığını bilen, iç meselelerini herkesten önce geride bırakan bir Saadet Partisi var.

50 yıllık siyasal yürüyüşün sonunda Temel Karamollaoğlu ve Saadet Partisi ittifakta oynadıkları rolü geliştirip, yeni dönemin kurucu misyonunu rolünü yerine getirebilecek mi?

Sorunun cevabı geçmişin tecrübesiyle birlikte, biraz da 35 yaş altı gençlerin ruh dünyasını anlamaya ve gelecek öngörüsüne bağlı.

Celal Kazdağlı

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz