İmamoğlu kahramansa Yavaş ne oluyor?

0
200
İmamoğlu kahramansa Yavaş ne oluyor?

Öykü Ajans’ın sahibi Necati Özkan bir kitap yazdı; “Kahramanın Yolculuğu, Yeni Nesil Siyasetin Zaferi” adını verdiği. Kitap, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanan Ekrem İmamoğlu’nun kampanyasını anlatıyor.

Kitap, Ekrem İmamoğlu’nun kampanyasını anlatıyor ama, asıl anlattığı şey, o değil. Necati Özkan kampanyayı yöneten kişi olarak kendini anlatıyor. Kendisini “kahraman” olarak konumlandırması mümkün olmayacağı için “kahramanlık” payesini İmamoğlu’na verip, Onu kahraman yapan kişi olarak da kendini ilan ediyor.

Necati Özkan’a ilk tepki en doğru yerden geldi. CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu Partisinin, örgütlerinin, İstanbul İttifakı’nın ve kendisinin “hakkını yedirmeden” şöyle bir tweet attı:

“Kahramanın hikayesini yazıyorum diyerek kahramandan daha çok kendilerini kahramanlaştırmaya çalışan profesyoneller bilsinler ki; yalan, yanlış ve eksik verilerle Genel Merkez iradesinin, CHP örgütlerinin ve İstanbul ittifakının emeğine hiç kimse saygısızlık edemeyecektir!”

Canan Kaftancıoğlu’nun bu çıkışı, esasen, “Hak yemem, kimsenin hakkını yedirmem” çıkışıyla toplumun dikkatini çeken Ekrem İmamoğlu’nun “yenen” hakkını da korumaya yönelik.

Kampanyanın, kampanyayı yürütenlerin elbette önemi var. Bu önem bazen çok kritik bir hal alabilir. Necati Özkan ve ajansına baktığımızda, benzer herhangi bir ajansın yapabileceğinden fazla yaptığı bir şey yok ortada. Başka bir ajans da pekala benzer şeyleri yapabilirdi.

Bunun böyle olduğunu bize CHP’nin kazandığı diğer büyükşehir belediyeleri söylüyor. Ankara, Antalya, Adana, Mersin Büyükşehir belediyelerini CHP kazandı ve oralarda da seçim iktidar partilerinden alındı. “25 yıl sonra kazanıldı” hikayesi Ankara için de geçerli.

Seçim kazanılan 4 büyükşehir belediyesinde öne çıkan, hele hele kazanan adayın önünde olan hiç bir reklam ajansı ve ajans sahibi yok.

İstanbul’da ilk seçim kıl payı 13 bin oyla alındı. Neredeyse seçim kaybediliyordu. Seçim gecesi Ekrem İmamoğlu’nun o performansı olmasaydı belki de kazanılmış seçim kaybedilecekti. Ekrem İmamoğlu’nun o gece ekranlarda direnen, mücadeleci azmi oyunu döndürürken, gençleri sabaha kadar kendisiyle birlikte ayakta tutmayı başarır, onlara bir enerji aşılarken Necati Özkan ve arkadaşlarının hiç bir rolü yoktu.

O gece Ekrem İmamoğlu’nun yanında Canan Kaftancıoğlu, CHP örgütü ve İstanbul İttifakı vardı. Karşılarında “İstanbul’un hakkını başkalarına yedirmem” diye direnen İmamoğlu’nu gören millet arkasında durmaya teşne oldu.

İkinci seçim YSK’nın mazbatayı iptal ettiği o gece kazanıldı. Beylikdüzü’nde on binlerin toplanmasında ve onların karşısında bir siyaset adamı tavrıyla duran İmamoğlu’nun o duruşunda ve konuşmasında Necati Özkan’ın bir dahli yoktu.

Millet Necati Özkan’ın olmadığı o iki gece ortaya koyduğu tavrından, söyleminden dolayı sevdi Ekrem İmamoğlu’nu.  

31 Mart’ta İstanbul’da sandıktan çıkan ile Ankara, Antalya, Adana ve Mersin’de sandıktan çıkan aynı başarıdır. Ankara, Antalya, Adana, Mersin’de olmayan Necati Özkan esasen İstanbul’da da yoktu. Diğerlerinde var olan ajansların katkısı ne idiyse İstanbul’da katkısı oydu.

Değişen sosyoloji, metropollerin yaşadığı yeni iklim, 35 yaş altı gençlerin ruh hali ve iktidar partisinde yaşanan çözülme, muhalefet partilerinin ittifakı ve toplumda oluşan dayanışma ve bir araya gelme hali seçimi CHP’nin kazanmasını sağladı.

23 Haziran’da elde edilen 800 bin fark 31 Mart’ta 1 milyon fark olarak gerçekleşseydi; işte o zaman Necati Özkan övgüye değer bir iş yapmış olacaktı.

Bu mümkün müydü?

Evet mümkündü. O cesaret gösterilebilse, değişen o sosyolojiye uygun siyaset dili geliştirebilseydi, fazlası bile mümkündü.

Ankara ve diğer iller ile aynı başarıyı göstermiş olan birinin ne kendini ne de başkasını “kahraman” olarak lanse etmeye hakkı yoktur.

O zaman adama sorarlar: “Ekrem İmamoğlu kahramansa, Mansur Yavaş ne?”

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz