İntiharlar ve yaşanan toplumsal kırılma

0
109
İntiharlar ve yaşanan toplumsal kırılma

İstanbul’un Fatih ilçesinde aynı evi paylaşan 4 yetişkin kardeşin intiharından sonra bu defa benzer bir haber Antalya’nın Konyaaltı ilçesinden geldi.

İkisi küçük çocuk 4 kişilik aile intihar etti. Baba ve çocukların el ele tutuşmuş cesetleri salonda, annenin cesedi banyoda bulundu. Bir de bırakılan bir mektup var.

Her iki intihar olayı içine düşülen ekonomik çıkmaz, halledilemeyen sorunlar ve geleceğe dair yaşanan karamsarlıktan kaynaklanmış görünüyor.

İnsanlar sorunlarını başka şekilde mesela devletin sosyal yardım kurumları üzerinden çözmeyi denememişler bile. İçine düştükleri durumdan çıkış ihtimali görmeyince ölümü seçmişler. Bu haliyle bakınca onur ölümü gibi duruyor.

Türkiye 1950’lilerde başlayan şehre göçü büyük oranda tamamladı. Son 20 yılda süreç hızlı ilerledi. Kır nüfusu yüzde 20’nin altına düşen bir toplum yapımız var. Nüfusun yarıdan fazlası büyük metropol olarak nitelediğimiz İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Adana, Mersin, Konya, Diyarbakır ve Urfa gibi şehirlerde yaşıyor.

“Taşı toprağı altın” denilen İstanbul başta olmak üzere metropoller aldığı nüfusu artık besleyemiyor. Bu şehirlerde gençlerin işsizlik oranı yüzde 30’larda. TÜİK genç işsiz rakamını yüzde 27.7 olarak verdi. Bu gençlerin bir milyondan fazlası üniversite mezunu.

Eskiden şehirde belli bir kazanca ulaşan, ya da tutunamayanlar köylerine dönüyordu. Artık köyüne dönen yok. Esasen dönülecek köy yok ortada. Metropollerde yaşayan çok kişinin, özellikle 35 yaş altı nüfusun köyle, Anadolu ile hiç bir bağı yok. İsteseler de gidebilecekleri bir köy yok orada.

35 yaş altı nüfustan becerebilenler yurt dışına gidiyor. Onlar da iyi eğitim almış çocuklar. Geçen yıl 137 bin kişinin bu şekilde yurt dışına gittiği belirtiliyor.

Büyük şehirlerde emekli olan, geçinebilecek geliri olan okumuş yazmış kesim son dönem daha küçük merkezlere yerleşmeye başladı. Daha çok deniz kıyısı ya da kıyılara yakın köy ve kasabalara yerleşiyorlar. Oralarda mütevazı hayat sürüyorlar.

Bazıları ise işlerini İstanbul, Ankara gibi kalabalık merkezler yerine İzmir, Eskişehir gibi nispeten ucuz ve rahat edebileceği yerlerden yapmaya çalışıyor.

Ancak Antalya’dan gelen ailenin toplu intihar eylemi, sıkıntının İstanbul’dan ibaret olmadığını gösteriyor.

Yakın çevremize baktığımız zaman, nelerin olduğunu aslında görebiliyoruz. 2008 krizinden bu yana benim yakın tanıdığım en az 30’a yakın aile büyük şehirlerden küçük yerlere taşındılar. Tanıdığım 20’ye yakın aile ya da o ailelerin çocukları yurt dışına gittiler. Kendilerine oralarda bir hayat kurmaya çalışıyorlar.

Türkiye’nin yeni gerçeği bu. Geçimini sürdüremeyenler, önce şehir değiştiriyor, başka şekilde, daha az harcayarak geçimlerini idame ettirmeye çalışıyor. Onu yapamayanlar, ya da böylesi bir imkanı olmayanlar, İstanbul Fatih ve Antalya Konyaaltı’nda olduğu gibi ölmeyi tercih ediyor.

İnsanın ailesi ile birlikte hayatından vazgeçmesi toplumsal kırılmanın geldiği boyutu bize gösteriyor.

Kendi hayatından vaz geçme noktasına gelen toplum, nelerden vaz geçmez ki?

Önümüzdeki dönem siyasi partiler ve siyasi aktörlerin işi çok zor. Devletin de. Bizatihi toplumun da.

İktidar, muhalefet fark etmiyor, toplum tümünden vazgeçme noktasına hızla ilerliyor.

Türkiye’yi büyük bir türbülans bekliyor.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz