“Kahraman” yola çıktı… İnisiyatif Erdoğan’a geçti

0
127
Kahraman” yola çıktı... İnisiyatif Erdoğan’a geçti

“Erdoğan” dedi telefondaki arkadaşım “bir taşla üç beş kuşu birden vurdu.” Kast ettiği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Barış Pınarı Harekatı, ABD ve Rusya ile yapılan anlaşmalardı. Erdoğan’ın bu hamlesi karşısında muhalefetin dağıldığını, ortada tek oyuncunun yine Erdoğan kaldığını söylüyordu.

Cemalettin Taşcı da söyleyip duruyordu. 31 Mart ve 23 Haziran’da muhalefet oyun kurucu durumuna geldi. Bu süreci iyi değerlendirmezlerse, Erdoğan harekete geçer ve yeniden siyasetin oyun kurucusu haline gelebilir, diye.

23 Haziran sonrası herkes gözlerini Ekrem İmamoğlu’na çevirdi. Ayağına gelen topla nasıl bir oyun oynayacağına 3-4 ay boyunca baktı. HDP’li belediyelere kayyum atanmasından sonra düğün vesilesi ile Diyarbakır’a gitmesi dışında bir hamle gelmedi İmamoğlu’ndan.

CHP de aynı sessizliğe bürününce Erdoğan kayyum atamaları ve HDP üzerinden önce CHP-İYİ Parti ittifakının arasına bir çomak soktu. Üzerine Barış Pınarı Harekatı gelince estirdiği milliyetçi dalga ile sadece İYİ Parti değil CHP içerisindeki ulusalcılar da HDP’ye karşı tavır almaya başladı. Esen milliyetçi dalga HDP tabanının CHP’ye yönelik ittifakını sorgulamayı beraberinde getirdi ve HDP tabanının CHP’den uzaklaşmasına yol açtı.

Kayyum atamaları, tutuklamalar ve Barış Pınarı Harekatı AK Parti içinden kopan Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın kuracağı yeni partileri de etkiledi. Ahmet Davutoğlu’nun manevi kurucusu olduğu Şehir Üniversitesi’ne yönelik yaptırımlar, kiraladığı parti binalarının ruhsat dışı tadilat nedeniyle mühürlenmesi gibi kimi yakın markaj uygulamaları süreci yavaşlatmaya yetti. Babacan-Gül ikilisi iyice sessizliğe büründü; Davutoğlu’nun bir ara kabaran öfkesi ise kitleleri harekete geçirmek için cılız kaldı.

Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP Genel Merkezi, Eren Erdem’in hapisten çıkması, Nazlı Ilıcak ve Ahmet Altan’ın salıverilmesini yeterli bir kazanım olarak gördü ve tümüyle delege seçimlerine odaklandı.

Öyle olunca da siyaset meydanı Erdoğan’a kaldı. İçeride ekonominin kötü gitmesine rağmen, Suriye’de Barış Pınarı Harekatı ve Irak’ta Pençe operasyonları ile teröre karşı mücadele ettiğini gösterdi. Barış Pınarı Harekatı başta ilan edilen hedeflerin çok gerisinde kalsa bile bir haftada önce ABD, sonra Rusya ile anlaşma imzalamış olması Trump ve Putin ile telefon ve yüz yüze görüşmeler yapması, 13 Kasım’da ABD’ye gidip Beyaz Saray’da Trump ile görüşecek olması Erdoğan’a yetti. Dünya liderleri ile masaya oturan, anlaşmalar imzalayan, yüz yüze konuşan, sık sık telefonlaşan bir dünya lideri konumuna geldi.

Siyasetin belirleyeni durumuna yeniden gelen Erdoğan karşısında bir dönem gözlerin çevrildiği İmamoğlu ne yaptı?

Hakkında bir kitap yazıldı ve “Kahraman” oldu.

Kitabı Onu hiç kimseler bilmez iken bulup ortaya çıkartan, yürüttüğü kampanya ile İstanbul seçimlerini kazandırtan Necati Özkan yazdı. Aslında kitap kendisinin “Akşemsettin” olduğunu anlatıyor ama olsun. Nasılsa her Fatih’in bir Akşemsettin’i var.  Necati Özkan da Ekrem İmamoğlu’nu var eden, onu eğitip yetiştiren, seçim kazandıran günümüz Akşamsettin’i olmuş çok mu?

Bu arada top İmamoğlu’nun ayağından çıkmış tekrar Erdoğan’ın önüne düşmüş, o da istediği gibi rakipsiz oynamaya başlamış…

Ne önemi var; böyle şeylerin.

Kitap yazarken ilgilenemedi; topun yeniden Erdoğan’a geçtiğini fark etmedi bile. Şimdi biraz kitabın keyfini sürsün, nasılsa yola çıkardığı kahramanını yeniden şehre getirecek işi bitirecektir.

Bu arada Cem Uzan Paris’ten dönecek, Cumhurbaşkanı adayı olacak, Erdoğan’ın seçim kazanması için sahaya çıkacakmış filan…

O gibi küçük işlerle ilgilenen yok henüz.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz