Kayyum ve Operasyon parantezinde gidilen kongre

0
68

Elimde bir araştırma yok ama, İstanbul için Kürt nüfusun en fazla yaşadığı şehir diyebiliriz. Kendisini Türkiye Partisi olarak tarif eden, programının temel başlığı Kürt sorunu olan HDP, Pazar günü (3 Kasım 2019) İstanbul’da kongresini topluyor.

HDP uzun süredir, istenmeyen, yok sayılan bir parti. Başta Selahattin Demirtaş olmak üzere son üç yılda pek çok yöneticisi ve üyesi hapse atıldı. Milletvekilleri tutuklandı. Daha önce kayyum atanan belediyeleri HDP adayları tekrar kazandı; bu defa onların yerine kayyum atandı. Kimileri tutuklandı. Şimdi de Suriye’de gerçekleştirilen Barış Pınarı Harekatı’na karşı çıktığı, tezkereye oy vermediği için hedefte.

HDP kriminalize edilmeye çalışılan parti olmakla birlikte yerel seçimde başlıca illerde sonucu belirleyen parti oldu. İstanbul, Adana, Mersin, Antalya ve hatta Ankara’da CHP, HDP sayesinde seçim kazandı. Dolayısıyla HDP AK Parti’ye seçim kaybettirdi. HDP’nin sonucu belirleme özelliği kendisinin daha çok hedefe alınmasına yol açtı.

İktidar HDP’yi hedefe alıp, bir tür şeytanlaştırma süreci başlattığında pek çok insan CHP’nin hatta İyi Parti’nin buna karşı çıkmasını bekledi. Özellikle belediyelere atanan kayyum konusunda. Ama öyle olmadı. İyi Parti, kimi yerde onaylasalar da genelde sessiz kalmayı tercih etti. CHP’de İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu gibi kimi isimler daha aktif karşı çıksalar ve HDP’nin yanında dursalar da genel olarak CHP cılız bir tepki göstermeyi tercih etti.

Seçim kazandırdıkları CHP tarafından istenmediklerini düşünen HDP seçmeni destek politikalarını gözden geçirme ihtiyacı duydu. Parti yöneticileri “karşılık için değil demokrasi adına” deseler de taban CHP’nin tavrına karşı giderek yükselen bir tepki gösterdi. Yer yer HDP yöneticileri de bu tepkiye katıldı. CHP’nin “Yurt dışına asker gönderme tezkeresini” desteklemesinden sonra HDP’den yükselen sesler artmaya başladı.

Kayyum ve Operasyon parantezine alınan HDP tam da kongre sürecinde kendi içinde tartışma yaşamaya başladı. CHP adaylarının desteklenmesi dahil geçmişte izlenen politikalar yeniden gözden geçirildi ve bunun yanlış olduğunu söyleyenler çoğalmaya başladı. Kimileri HDP yönetimini eleştirdi. Yönetime Türk Solu’nun hakim olduğunu söyleyenler, “HDP Kürt politikasından vazgeçti” eleştirilerini dillendirmeye başladı. Kimileri ise Parlamento’nun terk edilmesini istedi, sine-i millete dönülmesi çağrısı yaptı.

Kamuoyu tarafından takip edilmeyen bir iç muhasebe yaşıyor HDP. Doğrusu parti içinde kim neyi savunuyor; bilmiyoruz. Kayyum atamaları, tutuklamalar, Suriye’de yaşananların HDP’yi ne ölçüde etkilediği büyük oranda müphem. Bu ortamda HDP Pazar günü İstanbul’da kongreye gidiyor.  

Bu kritik kongre öncesi Selahattin Demirtaş’tan açıklamalar geldi. Demirtaş HDP’nin kendini milliyetçi bir rüzgara kaptırmasını istemiyor. Kürtlerle, Türk Solunun ve diğer bileşenlerin ev sahibi olduğunu hatırlatıyor. Kimseyi misafir olarak görmüyor. Sine-i millet konusuna stratejik yaklaşmıyor. Taktiksel bir konu olarak görüyor. Parlamento ve demokratik platformların dışlanmasına itiraz ediyor.

HDP içinde ayrışma yanlısı olanlar ile Türkiye partisi olarak kalmak isteyenler olduğu anlaşılabiliyor. Kürt nüfusun en fazla yaşadığı İstanbul’da HDP kongresi bu yönden önem taşıyor.

Milliyetçi rüzgara teslim mi olunacak, Türkiye Partisi kalma yönünde adım mı atılacak?

Celal Kazdağlı

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz