Rusya’nın yumuşak gücü

0
420
Rusya'nın yumuşak gücü

Rusya Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov 2013 yılında, mevkiinden beklenmeyecek bir tespitte bulunmuştu. Gerasimov’a göre uluslararası çelişkilerin çözümünde askeri operasyonlar, artık önemsizleşmişti. Askeri olmayan operasyonlar, en az dört kat daha önemliydi. Görünen o ki Rusya, bu doktrine sadakatle bağlı olarak hareket ediyor ve dünyanın her yerinde askeri olmayan operasyonlar düzenliyor.

Sovyetler Birliğinin çözülmesiyle birlikte gerek Sovyetler Birliğinden ayrılan ülkelerde, gerek birliğin merkez ülkesi Rusya’da ve gerekse de birliğin kontrol ettiği Doğu Bloku ülkelerinde sınai ve tarımsal üretim ciddi ölçüde düşmüştü. Rusya ortalama ömür gibi insani istatistiklerde de milli gelir gibi ekonomik göstergeler açısından da hızla gerilemişti. Son dönemde bazı göstergeler açısından toparlanma görülse de, ekonomik açıdan Rusya, doğal kaynaklar ihracatçısı bir ülke pozisyonundan kısa sürede çıkabilecekmiş gibi görünmüyor. 2017’de Rusya’nın ihracatının yüzde 59’unu doğal gaz ve petrol, yüzde 12 kadarını da diğer yeraltı zenginlikleri oluşturuyordu.

Sovyetlerin çözülüş döneminde Rusya askeri açıdan da caydırıcılığını önemli ölçüde kaybetmiş gibi görünüyordu. Askeri teknolojisi pek önemsizleşmemişti, dünyanın en ciddi nükleer güçlerinden biriydi. Ordusu da çok küçülmemişti ama ordunun disiplini ve dolayısıyla savaşma kabiliyeti sorgulanır hale gelmişti. Ancak son dönemde Rusya silahlı kuvvetlerin caydırıcılığı açısından önemli ölçüde toparlandı.

Paralel olarak son dönemde Rus nüfuzu da hızla yeniden tesis ediliyor ve yayılıyor. Rus nüfuzunun yaygınlaşıp derinleşmesinde elbette askeri gücün payı var. Rusya’nın kendi askeri gücüne inancının nasıl yükseldiği de, o gücü kullanmakta nasıl pervasız olabileceği de, Kırım’ın ilhakı sürecinde görüldü.

Suriye denkleminin Rusya hesaba katılmadan ele alınamaz hale gelmesinde de kuşkusuz Rusya’nın askeri gücünün payı inkâr edilemez. Ancak son dönemde dünyanın çeşitli bölgelerinde artan Rus nüfuzunun askeri açıdan toparlanmayla açıklanamayacağı da aşikâr. Rusya Gerasimov doktrininin gereklerini yerine getiriyor, askeri olmayan operasyonlara ağırlık veriyor ve karşılığını alıyor gibi görünüyor.

MADDİ, DİJİTAL VE BİLİŞSEL OPERASYONLAR

Rusya’nın askeri olmayan operasyonları iki farklı düzlemde ele alınabilir. Alttaki düzlemde maddi ve dijital operasyonlar yer alıyor.

Maddi operasyonlar başlığı altında, çeşitli kanaat önderlerini desteklemek, sokak gösterileri kışkırtmak gibi faaliyetlerden söz edilebilir. Örneğin 2018’in Temmuz ayında Atina sokaklarında gerçekleşen kitlesel gösteriler nedeniyle Atina, Rus diplomatları suçlamıştı. Yunanistan’ın Makedonya Cumhuriyetinin adına koyduğu şerh yüzünden Makedonya NATO’ya ve AB’ye müracaat edemiyordu ve bu da Rusya’nın istediği ve desteklediği bir durumdu. Yunanistan’da hükümetin koyduğu şerhi kaldırmasına karşı halkın ayaklanması ve ayak diremesi sonuç vermedi. Öte yandan kitlesel gösterilerde Rusya’nın etkisinin ne olduğunu da tam olarak bilemiyoruz. Ancak Atina’nın Rusya’yı itham etmesi, dünyanın hiçbir yerinde yadırganmadı. Çünkü Rusya artık bu tür operasyonlarda olağan şüphelilerden biri.

Sayısal zeminde ise Rusya’da devlet, bilişim teknolojilerini, içeride muhalefeti kontrol etmek, dışarıda da hedeflerini gerçekleştirmek amacıyla etkin bir biçimde kullanmaya çok önceden başlamıştı. Dünyanın en büyük ve etkin hacker ve trol ordusunu kurmuştu. Ancak yakın geçmişte Rusya, bu alanda bir seviye atlamış gibi görünüyor. 2017’de Putin “yapay zekâya hükmeden dünyaya hükmeder” dediğinde, anlaşılan o ki, Rusya yapay zekâyı mahalli ve uluslararası politikalar için kullanmaya başlamıştı bile. ABD seçimlerinde ortaya çıkan faaliyetler, anlaşılan o ki, buzdağının görünen kısmı ve görünmeyen bölümde neler yapıldığını tahmin etmek bile güç.

Öte yandan Rusya maddi ve dijital operasyonlarla yetinmiyor. Maddi ve dijital operasyonların yer aldığı düzlemin üstünde bilişsel operasyonların yer aldığı bir başka düzlem var. Bilişsel operasyonların hedefi, bireylerin norm ve tercihlerini yönlendirmek, değiştirmek. Gerek maddi ve gerekse dijital operasyonların asıl hedefi de, bilişsel operasyonların hedefe ulaşması için ihtiyaç duyulan zemini inşa etmek.

Rusya’nın son dönemde dünyanın hemen her tarafında bilişsel düzeyde de atağa kalktığı söylenebilir. Rusya kuşkusuz Kuzey Afrika gibi bazı bölgelerde, örneğin Latin Amerika’ya kıyasla daha aktif ama Rusya’nın ataklarından muaf hiçbir ülke de yok gibi görünüyor.

Bilişsel düzeyde hedef, Rusya’nın nüfuzunu gönüllü olarak tercih edecek bir öğrenmenin dünyanın her tarafına yayılması. Rusya’nın liberal yumuşak gücün karşısına bir tür muhafazakâr yumuşak güç alternatifi inşa ettiği söylenebilir. ABD’de örneğin, geleneksel değerlere bağlı, kürtaj karşıtı, eşcinsellik karşıtı, dindar, kendi işlerinin yolunda gitmemesini yabancılara gösterilen toleransla ve göçmenlerin varlığıyla açıklayan kesimler, Rusya’nın dijital faaliyetlerinin doğal hedefi idi. Rusya dünyanın her tarafında benzer kitlelere hitap ediyor. Araştırmalar toplumların muhafazakâr kesimlerinde Rusya’ya ve onun politik örgütlenmesine duyulan sempatinin hızla yükseldiğini kaydediyor.

LİBERAL ÖNYARGI

Avrupa, özellikle de Avrupalı liberaller, ABD’de Trump’ın seçilmesinden hemen sonra, Rusya’nın anti-AB faaliyetlerini dengeleyecek çalışmalara duyulan ihtiyacı Avrupa Parlamentosuna taşımışlardı. 2017 başında Nicholas Burns, Avrupa ülkelerinde 2017’de yapılacak seçimleri, “bir sonraki muharebe meydanı” olarak tarif etmişti.

Rusya’nın muhafazakâr yumuşak gücünün hafife alındığını iddia eden ve probleme Batı demokrasilerinin daha çok ilgi göstermesi gerektiğini düşünen pek çok kişi, problemi büyüten faktörlerin başında liberal bir önyargının yer aldığını iddia ediyor. İddiaya göre dünyanın her yerindeki liberaller, toplumların sadece liberal değerleri çekici bulacağı konusunda temelsiz bir inanca ve özgüvene sahipler. Yumuşak güç tabirinin kendisi, uzun süre boyunca, Batılı ve özellikle de Amerikan hayat tarzının kendiliğinden çekiciliğini tanımlamak için kullanıldı. Dolayısıyla da Rusya gibi ülkelerin, otoriter yapılarını değiştirmeden yumuşak güç sahibi olamayacağına inanıldı. Oysa Rusya’nın operasyonlarının başarısı da gösteriyor ki, bu inanç yanlış. Toplumlar, uygun bir biçimde paketlenip sunulursa muhafazakâr değerleri de çekici bulabilirler.

Rusya’nın yumuşak gücü, göründüğü kadarıyla, geleneksel değerleri ve düzenin garanti edilmesi için güçlü bir liderlik ile sıkı sosyal kontrol mekanizmalarının gerektiği kanaatini yayıyor. Hızlı değişim, değişimden payını alamamış veya alamadığına inanmış kesimlerin geçmişe duydukları özlemi besliyor. Dolayısıyla da gelenek, Batılı toplumlarda da uzun süredir görülmediği kadar değer kazanmış durumda. Öte yandan değişimin hızı toplumların kontrolden çıktığı izlenimini besliyor ve kitleleri otorite arayışına itiyor.

Rusya toplumlarda yükselen dalgaları, Rusya’nın dış politik hedeflerine ulaşmak için bir kaldıraç olarak kullanıyor. 2013’te Putin Rusya’nın Batı karşısındaki ahlaki üstünlüğünden dem vurmuş ve ülkesinin geleneksel değerlerin yeniden tesisinde lider olduğunu öne sürmüştü. Görünen o ki Putin’in iddiaları, Rusya’nın operasyonlarının da yardımıyla, Batı toplumlarında da gözle görülür ölçüde karşılık buluyor. Bir zamanlar Sovyetler Birliği olarak Avrupa’nın hemen ülkesinde devrimci kesimlerin sempatisini kazanmış olan Rusya, bu defa aynı ülkelerin muhafazakâr kesimlerinin, bir zamanlar kendisine en karşı olan kesimlerin sempatisini topluyor.

DÜNYANIN HER YERİNDE

Rusya’nın sadece ve en çok Batı demokrasilerini hedeflediğini düşünmek yanlış olur. Sovyetler Birliği döneminde de Rusya, özellikle Avrupa’nın liberal demokrasilerinde seçkinler için sosyalizmin çekiciliğinden yararlanmak için gerekenleri yapmayı ihmal etmemişti. Ancak asıl hedefi hoşnutsuzluğun yaygın olduğu, devrimi yayabileceği coğrafyalardı. Bugün de benzer bir strateji izlendiği görülüyor.

2015’te Putin’in Kahire’yi ziyareti sırasında, Rusya’nın Mısır’daki çeşitli yatırımları, nükleer reaktör anlaşması gibi büyük projelerin yanında pek dikkati çekmese de, Mısır’ın yarı-resmi Al-Ahram gazetesi ile Rusya’nın devlet destekli medya gurubu Rossiya Segodyna arasında bir anlaşma imzalandı. Anlaşma meyvesini 18 Eylül 2018’de verdi ve Al-Ahram’ın dijital versiyonu Bawaba Al-Ahram, içeriğinin bir bölümünü Sputnik’e ayırmaya başladı. 2019 baharı gelmeden Bawaba Al-Ahram’ın içeriğinde Sputnik’in payı, katkı yapan diğer bütün kaynakların çok üstüne çıkmıştı.

Rusya’nın bölgedeki etkisi kuşkusuz yeni değildi. Daha önce Obama yönetimi Mısır ve Libya’da İslamileştirme projesinin mimarı olarak gösterilmiş, Mısır’da askeri darbeye destek veren bir kamuoyu üretimi hedeflenmişti. Günümüzde de Libya’da yoğun bir enformasyon savaşının tarafı olarak, Hifter’in desteklenmesi için gerekeni yapıyor. Birçok analiste göre Hifter, Rusya’nın özenle tasarlayıp imal ettiği bir aktör.

RUS YUMUŞAK GÜCÜNÜN ZAAFI

Agresifliğine ve başarılarına rağmen Rus yumuşak gücünün önemli zaafları da var.

Rus yumuşak gücünün zaaflarının başında, kullandıkları yapay zekâ teknolojilerinin kendi ürünleri olmaması geliyor. Batıda, özellikle de ABD’de üretilmiş olan kavram ve teknolojileri, o teknolojileri üretenlerin aklına bile gelmeyen biçimlerde kullanan Rusların, bilindiği kadarıyla, yapay zekâ konusunda kapsamlı araştırma ve çalışmaları yok. İkinci önemli zaaf da, yapay zekâ ve benzeri alanlarda yaratıcı çalışmalar yapmalarına engel olan örgütlenme biçimleri. Yukarıdan aşağıya direktifle işleyen örgütlerde ve toplumlarda, yapay zekâ gibi alanlarda yenilikler geliştirmek, bu tür teknolojilere katkı yapmak zor görünüyor. Aslında örgütsel yetersizlik sadece yapay zekâ gibi konularda ayak bağı olmuyor. Örneğin Rusya’nın gelişmiş savaş uçağı sanayii de ABD uçaklarıyla rekabette genellikle geriden geliyorlar.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz