“Şehir” çağrısı: Ya bize sahip çık ya gereğini yap

0
101
“Şehir” çağrısı: Ya bize sahip çık ya gereğini yap

Daha kurulurken diğerlerinden onu ayıran en önemli tarafı tıp ve mühendislik yerine sosyal bilimleri öne çıkarmasıydı. Bünyesinde mühendislik fakültesi olsa da iddialı olduğu alan sosyal bilimler.

Türkiye bugüne kadar en iyi öğrencilerini hep mühendis, tıp ve hukuk gibi alanlara kaptırdı. Yüzde 2’lik dilime giren en zeki öğrenciler sosyal bilim yerine genelde mühendisliği seçti ve çoğu da mühendislik yapmak yerine yönetici olmayı tercih etti. Oysa o yüzde 2’lik zeki öğrencilerin yarısı sosyal bilimleri seçmiş olsa, felsefede, sosyolojide, tarihte öğrenim görselerdi Türkiye bugün farklı bir noktada olabilirdi.

Şehir Üniversitesi Türkiye’nin bu ihtiyacını gören ilk vakıf üniversitelerinden biriydi. 2010 yılında öğrenci almaya başladı ve kısa sürede iyi bir yol kat etti. Esasen AK Parti sosyal bilimler liselerinin açılmasına öncülük ederek bir ihtiyaca cevap vermeye çalışmıştı. Bazı başka üniversitelerle birlikte Şehir Üniversitesi sosyal bilimlere odaklandı.

Üniversite’nin ana kurucusu resmen 1986’da kurulmuş olan Bilim Sanat Vakfı, 40 yılı aşkın bir entelektüel birikime sahip. Ülker Grubu Şehir Üniversitesi’nin kuruluşunda vardı ve ciddi ekonomik destek verdiği biliniyor. Ancak, Ülker üç yıl önce 2016 yılında üniversite ile tüm bağını kopardı ve finansal desteği de tümüyle kesti.

Siyasetin etkisi ne kadar

Bilim Sanat Vakfı, Ahmet Davutoğlu, Ömer Dinçer gibi sonradan siyasete girmiş, Başbakanlık ve Bakanlık yapmış isimlerin etrafında kurulmuş bir yapı. O yüzden Şehir Üniversitesi ile Ahmet Davutoğlu arasında doğrudan bağ kuruluyor. Son dönemde yaşadığı, ya da yaşatılan sıkıntılar buna bağlanıyor.

 “Ahmet Davutoğlu AK Parti’den istifa edip yeni bir parti kuracağı için Şehir Üniversitesi’ne ders veriliyor” kanaati hakim. Gelişmelere baktığımız zaman böyle düşünenler için “haksız” demek mümkün olmuyor.

Milletin ve Devletin eğitime önem verdiği, özen gösterdiği malum. Özel üniversite kuracak olan vakıflara devlet 1990’lardan bu yana yardımcı oluyor. Yardımın en önemli kısmını kimi devlet arazi ya da binalarının bu vakıflara üniversite kurmak amacıyla bila bedel devredilmesi oluşturuyor. Sonraki yıllarda bu devirler çok cüzzi ücretle yapılmaya başlandı.

Şehir Üniversitesi de bu uygulamadan yararlandı. İstanbul’un Maltepe ilçesinde Dragos’ta bulunan 12 futbol sahası büyüklüğündeki bir yer 2010 yılında Şehir Üniversitesi’ne tahsis edildi. Bu tahsisin iptali için 15’e yakın dava açıldı. Tüm davalar Şehir Üniversitesi’nin lehine sonuçlandı. Birinde Danıştay tahsisin iptaline karar verdi.

Bunun üzerine Özelleştirme Yüksek Kurulu aldığı karar ile aynı yeri Şehir Üniversitesi’ne devretti. Kararda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Başbakan olarak Davutoğlu’nun ve iki bakanın imzası yer aldı.

Devir işlemi tamamlandıktan sonra Şehir Üniversitesi kampüs yapılanması için araziyi ipotek gösterdi ve Halk Bankası’ndan kredi kullandı. O kredi ile kampüs yapılanması tamamlandı ve eğitim bu kampüste yapılmaya başlandı.

 Mimarlar Odası ilk tahsisten 8 yıl sonra, işin bitmiş ve eğitimin başlamış olmasına rağmen “devrin iptali” için dava açtı. Dava 8 parselden sadece biri için açılmış durumda. Geriye kalan 7 parsel üzerinde herhangi bir sorun yok.

İşadamına var üniversiteye yok mu

Dava açıldıktan bir süre sonra, tam da Ahmet Davutoğlu’nun istifa edip parti kurmaya başladığı sırada, Halk Bankası sözleşme gereği devam etmesi gereken kredileri vermeyi durduruyor. Bununla yetinmiyor, verdiği kredileri de geri çağırıyor. Oysa 7 parselin değeri borcu ödemeye yetiyor.

Halk Bankası yeniden yapılandırma görüşmeleri sürerken bir başka karar daha alıyor. Alacağına karşılık Şehir Üniversitesi’nin diğer bankalardaki paralarına haciz koyduruyor.

 YÖK, yakın zamanda Şehir Üniversitesi’ni iki defa teftiş ediyor. Eksik yok, raporlar olumlu çıkıyor.

Üniversite’nin öğrencileri şimdi kampanya yürütüyor. İnşaat yapan bir iş adamının borçları bile 2-3 defa yeniden yapılandırılır, bankalar zorla kredi vermeye mecbur bırakılırken bir üniversitenin göz göre göre batırılmak istenmesi insanların önünde çok çarpıcı bir örnek olarak duruyor.

Her şeye rağmen üniversite eğitimini sürdürüyor. Dağılma yerine tam tersi bir dayanışma ruhu yükseliyor. Yalnızca iki kayıp var. Mütevelli Heyeti’nde yer alan iki iş adamı görevlerinden istifa etmişler. O kadar.

Üniversite’nin Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Ömer Dinçer Recep Tayyip Erdoğan döneminde Başbakanlık Müsteşarı olarak görev almış, daha sonra da Milli Eğitim Bakanlığı yapmış bir isim.

Pek çok siyasetçiye gidip ricada bulunabileceği yerde, hukuk ve ahlak yolundan sapmadan mücadelesini veriyor. Kimseyi zan altında bırakmak istemiyor, kimsenin niyetini okumaktan yana değil. Başta YÖK olmak üzere Halk Bankası’na ve “varsa arkada bir irade” ona sesleniyor:

“Ya bize sahip çık. Ya da gereğini yap.”

“Yok etmeyin, ranta kurban gitmesin, Şehir Üniversitesi yaşasın” diyen bir çıkış bu.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz