Siyasette yeni bir yol için Lübnan Irak örneği

0
89
Siyasette yeni bir yol için Lübnan Irak örneği

Siyasetin çok basit bir formülü var: Önce dışınızdakileri “öteki”, yakınınızda olanları “biz” haline getireceksiniz. Sonra “ötekileri” düşman ilan edip, onlardan “biz”e gelecek olan büyük tehlikeyi ancak sizin önleyebileceğinizi söyleyeceksiniz. Toplumu inandırdığınız zaman iş tamam demektir. Siz her zaman kazanırsınız.

Türkiye’nin siyasi pratiği “biz” ve “öteki” kavramı üzerine oturuyor. Toplumu böyle tarif edip bölünce pastanın büyük dilimini kendinize ayırabiliyorsunuz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bunu en iyi ve uzun süre başaran siyasetçi oldu. Her seferinde yeni bir “biz” ve “öteki” tarifi yaparak yol aldı. Rakipleri de siyaseti aynı tarifler içinde yapınca, kazanan hep Erdoğan oldu.

Biri deniz, diğeri kara komşumuz olan iki ülkede şimdilerde insanlar sokaklarda, var olan oyun düzenine itiraz ediyor. Siyasetin ve yönetim biçiminin kurallarının değişmesini istiyorlar.

Lübnan 1975’ten 1989’a kadar uzun bir iç savaş yaşadı. İç savaş sonrası 1989’da yeni bir anayasa ve yönetim biçimi ortaya çıktı. Bu Şiilere, Sünnilere, Hıristiyanlara kontenjan tanıyan bir yönetim anlayışı idi. Cumhurbaşkanı Hıristiyan olacak, Başbakan Sünni, Meclis Başkanı Şii gibi tarifler yapıldı. Kontenjanlar yalnızca yönetimde değil, güvenlik birimleri başta olmak üzere devletin tüm kurumlarında benzer oranlarda uygulandı.

2015’te Başbakan Hariri’nin öldürülmesinden sonra sistem tümüyle tıkandı. Bugün Lübnan yönetilemez bir ülke haline geldi. Güç ve para nüfusun yüzde 1’i gibi çok küçük bir azınlığın elinde toplandı. Milyonlar yoksulluk içinde yaşıyor. Oysa Lübnan’da insanlar en az iki dil konuşuyor ve çoğunda iki ülkenin pasaportu var. İyi yetişmiş insan kalitesine sahip.

Lübnan’da yoksul insanlar bir araya geldiler; kimliklerinin ve inançlarının ötesine geçerek. Şimdi yöneticilerin tümüne, inanca göre kontenjan tanıyan anayasal sisteme karşı çıkıyorlar. “Biz” ve “ötekiler” kavramını bir tarafa atıp “biz” kavramıyla hareket ediyorlar. “Biz” olarak tanımladıkları şey Lübnan.

Benzer durum Irak’ta var. ABD’nin Irak işgalinden sonra etnik ve dini ayrımları esas alan ve kontenjan tanıyan Lübnan’a benzer bir anayasa Irak için yapıldı. Cumhurbaşkanı Kürt, Meclis Başkanı Sünni, Başbakan Şii formülü hayata geçti.

Sonuç; tam anlamıyla bir felaket. Petrol zengini Irak yoksullaştı. Güç ve zenginlik yüzde 1-2 denebilecek bir kesimin eline geçti. Irak talan edildi gençlerin yarıdan fazlası işsiz kaldı.

Şimdi Irak’ta insanlar sokağa çıktı. Onlar da Lübnan gibi aidiyetlerinden sıyrılmış “biz” kavramı etrafında toplanmış görünüyorlar. “Biz” dedikleri Irak.

Tunus benzer bölünmeleri, yumuşak bir şekilde seçim yoluyla çözmüş gibi görünüyor. Herkesi işin içine dahil eden yeni bir “biz” kavramıyla yola devam ediyorlar.

Libya, Mısır, Suriye, İran bu işi çözebilmiş değiller. Parçalanma, savaş “biz” ve “öteki” kavramı üzerinden devam edip gidiyor.

İslam coğrafyasında yaşanan bu sorun için Lübnan ve Irak kendine bir yol arıyor. Sorunu tarif etmiş durumdalar, neye itiraz ettiklerini biliyorlar. İstedikleri şeyi tarif etme konusunda eksiklik yaşıyorlar. Milyonlar sokakta ama çözümleri yok, liderleri yok. Henüz bir yol bulmuş değiller. Ama arıyorlar.

Türkiye, Lübnan ve Irak’tan nasıl etkilenecek?

Lübnan ve Irak henüz Türkiye’nin gündemine girmiş görünmüyor.

Oysa son seçimler bize Türkiye’de bir yol arayışının başladığını gösteriyor. Ancak bir yol arayanlar siyasetçiler değil.

Sandık sonuçlarına göre milletin çoğunluğu kimliklerini, inançlarını bir kenara bırakıp yan yana gelebildiler. Şimdilik bir programları yok. Sözcüleri de.

“Sözcüm ol” diye oy verdikleri “yok ben böyle iyiyim” deyip kenarda duruyor. Milletin bir yol arayışı  bitmiş değil; devam ediyor.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz