Trump, Putin ve Erdoğan: Üç Lider, Üç Tutum

0
305
Trump, Putin ve Erdoğan: Üç Lider, Üç Tutum

Trump Suriye’yi ve ABD’nin uzun süredir büyük yatırım yaptığı Kürtleri Rusya’ya terk etmiş görünüyor. Görünüşe göre ABD’nin bu terk etme karşılığında bir talebi yok. Ancak uluslararası ilişkiler konusunda tecrübe sahibi olanlar, Trump’ın Suriye’den çekilme karşılığında bir şeyler kazanmış olması gerektiği konusunda ısrarlı. Görünüşe göre ABD’nin kazandığı bir şey varsa, onun ne olduğu ve kimin kaybı olduğu, ancak zaman içinde anlaşılacak.

Rusya dün, Erdoğan’ın “Kobani konusunda Rusya ile aramızda bir problem yok” mealinde açıklamasından saatler sonra, “Kobani konusunda bir mutabakat yok” mealinde bir açıklama yaptı. Sabah saatlerinde de Pence, Trump’ın Erdoğan’dan Kobani’ye saldırılmayacağına dair teminat aldığını açıkladı. Açıklamada Menbiç konusunda bir teminattan söz edilmemesi dikkat çekti.

Rusya’dan bugün gelen açıklamalar daha da ilginç. Önce Kürtler ile Şam arasında arabuluculuğu kendilerinin yaptığını ilan ettiler. Ardından Türkiye’nin operasyonunu kabul edilemez bulduklarını söylediler. Nihayet Türkiye’nin Suriye’deki operasyonu konusunda Moskova ile Ankara arasında önceden bir mutabakat olmadığını ve Suriye’de Türk ve Suriye ordusunun temasına izin vermeyeceklerini duyurdular.

Washington’dan yapılan açıklamalar iki ayrı kategoride yer alıyor. Trump twitter’dan kendi şahsi açıklamalarını yapıyor. Diğer açıklamaların devletin çeşitli kurumları arasında müzakere yoluyla mutabık kalınmış açıklamalar olduğu, ABD’nin resmi pozisyonuna dair olduğu anlaşılıyor. Ancak Rusya’dan gelen bütün açıklamaların, hangi merciden yapılmış olurlarsa olsunlar, Putin’in onayını almış açıklamalar olduğunu tahmin etmek güç değil. Tıpkı Ankara’dan yapılan her türlü açıklamanın Erdoğan’ın onayından geçmiş olduğunu tahmin etmek gibi.

Dolayısıyla Erdoğan’ı yalanlayan açıklamaların Putin’in bilgisi dâhilinde olduğu söylenebilir. Ancak Putin’in, şahsını bağlayacak açıklamalardan kaçındığı, Erdoğan ve Trump’ın aksine kendisi için bir manevra alanını koruduğu dikkatlerden kaçmıyor.

Eğer günün sonunda Türkiye Suriye’de herhangi bir mevzide tutunabilirse, Rusya’nın kendisini yalanlayan açıklamaları Erdoğan’ın içeride elini güçlendirecek. “Biz Rusya’ya rağmen Suriye’de istediğimizi aldık” diyebilecek. Trump’ın zehir zemberek açıklamaları ve ardından dün gelen yaptırımlar, yaptırımların içeriğinden bağımsız olarak, Erdoğan’a “yaptığımız işi ABD’ye karşı yaptık” deme şansı sağlamıştı. Şimdi de Putin Erdoğan’a benzer bir şans sağlıyor olabilir.

Ancak bu şans, eğer Türkiye Suriye’de küçük de olsa bir mevzide tutunabilirse sağlanmış olacak. Aksi halde, oyundan kârlı çıkan sadece Rusya olacak. Trump’a rağmen istediğini alan ve ABD’yi bölgeden gönderen Erdoğan, Putin tarafından frenlenmiş olacak.

Öğle saatlerinde Haseke’nin batısına, M-4 üstündeki Tal-Tamr’a, Türkiye’nin ilerleme istikametinin önüne Suriye ordusunun yığınak yapması dikkatleri çekti. Menbiç’i hedeflediği anlaşılan birliklerin yolu da Suriye ordusu tarafından kesilmiş durumda. Bu durumda iki taraf arasında bir temasın nasıl engelleneceği meçhul.

Öte yandan ABD Savunma Bakanı Esper’in bugün yaptığı açıklamalar da sert. “Türkiye’nin tek taraflı eylemi gereksiz ve düşüncesizce. Yapılan harekâtın IŞİD’in canlanması, muhtemel savaş suçları ve insani krizler gibi sonuçlarının bütün sorumluluğu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ındır. Türkiye’nin sorumsuzca davranışlarının sonucu olarak Suriye’nin kuzeyindeki ABD kuvvetlerinin karşı karşıya kaldığı risk, kabul edilemez seviyeye yükseldi. Ayrıca daha büyük risklerin girdabına sürüklenme riski de doğdu.”

Ancak ne Rusya’nın kararlı ve kendinden emin üslubu ve ne de ABD’nin tehditkâr ve sert açıklamaları, Suriye’deki kördüğüm dikkate alındığında, çok da anlam taşımıyor. Erdoğan’ın Trump ve Putin ile şahsi ilişkileri üzerinden yürüyen bir süreç, daha önceki tecrübelerden de bilindiği gibi, öngörülebilir bir süreç değil ve karşılıklı sert sözlerin çok da hükmü olmayabiliyor. Kaldı ki Trump ile Putin arasında nelerin ve hangi üslupla konuşulduğu bilinmiyor. Birbirleri ile sürekli temas halinde olduğundan kuşku duyulamayacak olan iki liderin, kamuoyu önünde birbirlerine yönelik herhangi bir açıklamada bulunmamaları da dikkat çekiyor. Trump Suriye’yi ve ABD’nin uzun süredir büyük yatırım yaptığı Kürtleri Rusya’ya terk etmiş görünüyor. Görünüşe göre ABD’nin bu terk etme karşılığında bir talebi yok. Ancak uluslararası ilişkiler konusunda tecrübe sahibi olanlar, Trump’ın Suriye’den çekilme karşılığında bir şeyler kazanmış olması gerektiği konusunda ısrarlı. Görünüşe göre ABD’nin kazandığı bir şey varsa, onun ne olduğu ve kimin kaybı olduğu, ancak zaman içinde anlaşılacak.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz