Trump’ın çaresizliği ve ABD yaptırımları

0
86

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 savunma sistemi satın almasından sonra ABD’de bazı senatörler tarafından gündeme getirilen yaptırımlar Trump tarafından gündemden düşürülmüştü. Ancak Barış Pınarı Harekâtı başladıktan sonra yaptırım talepleri, üstelik daha ısrarla gündeme getirilmeye başladı. Daha önce Demokrat senatörlerle sınırlı kalan yaptırım talepleri, bu defa Trump’a çok yakın Cumhuriyetçi senatörlerden de destek buldu.

Türkiye’ye ekonomik yaptırım taleplerinin yükselmesinin iki boyutu olduğu görülüyor.

Bir yanda Türkiye’nin Suriye’de ABD’nin müttefiki olan Kürtlere karşı bir operasyon konusunda ısrarlı olması yaptırım taleplerinin bahanesi olarak gösteriliyor. Bilindiği gibi harekât başladıktan sonra Trump ani bir kararla ABD birliklerini Suriye’nin kuzeyinden çekmişti. Durumun ABD medyası tarafından sunuluş biçimine göre Trump, devletin ilgili kurumlarının muhalefetine rağmen, Suriye’nin kuzeyinden çekilme kararı verdi. Çekilmeye gerekçe olarak da NATO müttefiki Türkiye ile karşı karşıya gelmemeyi gösterdi.

Öte yanda ise ABD iç politikasının kendine has gerilimleri var. 2020 Kasımında yapılacak Başkanlık seçimleri için bir defa daha aday olmayı hayal eden Trump, kendi iç kamuoyunu tatmin etmek zorunda. Adaylık yarışının başladığı ABD’de Trump aleyhine çok yoğun bir kampanya da yürütülüyor. Ülkenin entelektüel seçkinlerinin neredeyse tamamı, dolayısıyla da medyanın büyük bölümü Trump’ın adaylığını önlemeye çalışıyor. Trump’ın Suriye’nin kuzeyinden çekilme kararı da, muhaliflerine iki yönlü malzeme verdi.

Trump’ın muhalifleri bir yandan “bize IŞİD’i yenmekte yardımcı olan iyi Kürtleri kötü Erdoğan’ın insafına terk ettin” diye yaylım ateşine tutuyorlar. Propagandalarının etkili olması için de Kürtleri iyi, Türkleri ve Erdoğan’ı kötü göstermek için her detayı değerlendiriyorlar. Aslında hedef Trump olduğu halde Trump muhaliflerinin bu tutumları, ABD kamuoyunda Türkiye düşmanlığını, daha önce hiç olmadığı kadar yükseltti. Son yapılan araştırmalarda Türkiye, ABD’nin en nefret edilen düşmanlarının arasında dördüncü sıraya kadar yükseldi. Trump muhalifleri öte yandan da, ABD’nin çekilmekle Suriye’yi Rusya’ya bırakmasını eleştiriyorlar.

Trump’ın kısa aralıklarla birbiriyle çelişen twitler atması, Başkanlık seçimlerinin yaklaşmasının bir sonucu olarak görülüyor. Bir yandan Kürtleri terk etmesini mazur göstermek için Kürtlerin Normandiya’da müttefiklerle birlikte savaşmadığını, çok sayıda IŞİD militanının serbest kalmasını sağlamış olabileceklerini söyleyerek, kamuoyundaki “iyi Kürt” algısını zayıflatmaya çalışıyor. Ayrıca da kamuoyundaki “kötü Türk” algısını tatmin etmeye gayret ediyor. Türkiye’ye yaptırım taleplerinin önünde direnmekten vazgeçmesi ve Barış Pınarı Harekâtı sanki “ondan habersiz” veya “ona rağmen” yapılmış gibi davranması, “kötü Türklere hak ettikleri cezayı veren adam” olarak görülmek istemesinden.

Böyle bakılınca Türkiye’nin, hem Trump tarafından ve hem de Trump muhalifleri tarafından ABD iç politikasına kurban ediliyor olduğu söylenebilir. Erdoğan ABD iç politikasının çarkları arasında sıkışmış oldu. Bu da uzun süredir dış politika konularını iç politika malzemesi olarak değerlendiren Erdoğan’a, kendi sahasında gol atmaya benzedi.

Türkiye’ye yaptırımların hemen bu hafta içinde uygulanacağı iddia ediliyor. İlgili Bakan Mnuchin istendiği anda uygulamaya geçmeye hazır olduklarını belirtti. Yaptırımların içeriği hakkında ise detaylı bir bilgi yok. ABD’de bu konuda söz söyleyenler durmaksızın el büyütüyor. “Çok ağır” olacağı söylendikten sonra, “İran’a uygulanandan da ağır” olacağı, daha sonra “görülmemiş biçimde ağır” olacağı söylendi.

Trump da bugün “büyük yaptırımlar” diyerek koroya katıldı. Ancak yaptırımların Türkiye’nin harekâtını engellemek için yeterli olmayacağını da ekledi. Trump harekâtı ancak bölgedeki Rusya ve Suriye ordularının engelleyebileceğini belirtti. Trump’ın sözlerine yaslanarak, ABD yaptırımlarının iddia edildiği kadar yıkıcı olmayacağı, Trump’ın, dostu Erdoğan’ı gözeteceği beklenebilir. Yaptırımların bu defa taleplerden ibaret kalmayacağı, gerçekleşeceği anlaşıldıktan sonra dolar kurunun ölçülü yükselişi de, çok yıkıcı yaptırımlar beklenmediğini düşündürüyor.

Her durumda önümüzdeki dönemin Türkiye için sıkıntılı geçeceği tahmin edilebilir. Trump kendi sıkışmışlığının bir bölümünü, dostu Erdoğan’ın sırtına yüklemiş olacak ama onun sıkıntıları da hafifleyecek gibi görünmüyor. Çünkü Trump, her ne kadar Erdoğan tarzı bir lider olsa da, ABD demokrasisinin işleyişi Türkiye’de bizim demokrasi olarak kabul ettiğimiz rejimin işleyişinden çok farklı.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz