Yargı Paketi serbest bırakıyor, savcı tutuklanmasını istiyor

0
79
Yargı Paketi serbest bırakıyor, savcı tutuklanmasını istiyor

Abdullah Zeydan Edirne’de hapis yatan eski HDP milletvekili. Bir dönem genel başkanlığını yaptığı Selahattin Demirtaş’ın hücre arkadaşı. 4 Kasım 2016 tarihinden bu yana hapisteler. Yeni çıkan yargı paketi yürürlüğe girince, Abdullah Zeydan’ın infazı durduruldu ve tahliyesine karar verildi.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı bu karara itiraz etti, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi itirazı kabul etti. Böylece “Yargı Paketi” ile serbest kalan Abdullah Zeydan mahkeme kararı ile yeniden hapse girmiş oldu.

Bu tek örnek değil. Benzer pek çok örnek olduğu biliniyor. Oysa TBMM’den çıkan yargı paketi, mahkumlar lehine iyileştirmeler ve infaz kanununda gerçekleşen değişiklikler ile 200 bini aşan mahkumun yarısına yakınının serbest bırakılmasını hedefliyordu. FETÖ ve darbe kalkışması gibi davalar ile doğrudan siyasileri ve aydınları ilgilendiren kimi davalardan mahkum ya da tutuklu olan isimlerin bundan yararlanacağı beklentisi de vardı.

Nitekim tutukluluğu üçüncü yılına giren Osman Kavala gibi isimler, Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak gibi gazeteci yazarlar, çok sayıda eski HDP milletvekili ve siyasetçinin yargı paketinden bir şekilde yararlanacağı tahmin ediliyordu. Anayasa Mahkemesi’nin almış olduğu hak ihlali kararı ile Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder’in tahliye edilmesi, beklentileri yükselten en önemli adımdı. Sırrı Süreyya Önder serbest kalmasına rağmen Selahattin Demirtaş, tıpkı hücre arkadaşı Abdullah Zeydan gibi, yeniden tutuklandığı için dışarı çıkamamıştı.

Yine de yargıda yaşanan kimi kısmi örnekler çok kişiyi ümitlendirmişti. Cumhuriyet Resepsiyonuna Beştepe’ye davet edilen ve bayram kutlamalarından hoşnut ayrılan Hürriyet yazarları Ertuğrul Özkök ve Sedat Ergin’in, Pazartesi hakim karşısına çıkacak olan Ahmet Altan ve tutukluluğunun üçüncü yılına giren Osman Kavala için bir tür kampanya başlatmaları, iktidar çevrelerinde de benzer beklentilerin olduğu fikrini besledi. AK Parti içinde kimi çevrelerin boy hedefi haline gelse de son dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çok yakın duran eski Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın KHK’lılar hakkındaki çıkışı “evine temizlik için gelen kadının eski bir daire başkanı olduğunu” içi yanarak söylemesi, olumlu havayı besleyen gelişmelerdi.

Öte yandan kayyum atamalarının 14’e çıkması, tutuklanan belediye başkanlarının sayısının artması, Mustafa Zeydan gibi isimlerin önce bırakılıp hemen ardından yeniden tutuklanmaları ise bu olumlu havayı bozan gelişmelerdi.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün uzun tutuklulukta “ölçülülük ve zorunluluk” ilkesinin dikkat edilmesi yönündeki uyarısı, AYM’nin pek çok kararı bozması, hak ihlali yönündeki saptamaları ile kayyum atamaları, belediye başkanlarının tutuklanması, tahliye kararı çıkanların bir şekilde yeniden tutukluğunun kararlaştırılması yargıda iki farklı rüzgarın esmekte olduğunu gösteriyor.

Bülent Arınç’ın çıkışı ve ona yönelik eleştiriler, Adalet Bakanı Abdullah Gül ile Pelikancılar arasındaki mücadele, MHP’den yükselen yargıya dair farklı sesler iktidar cephesinde çok ciddi bir ayrışmanın ve mücadelenin olduğunu bize gösteriyor.

Toplumda yargıya olan inancın aşağılarda seyrettiği bir dönemde, iktidar bünyesinde yaşanan gerilim, bize yargının bundan sonra nereye evirileceğini göstermekle kalmayacak, aynı zamanda iktidar bloğunda mücadeleyi kimin kazanacağının ipucunu da verecek.

Celal Kazdağlı

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz