Zirvede ilişkiler kopmadı geleceğe kapı aralandı

0
101
Zirvede ilişkiler kopmadı geleceğe kapı aralandı

Beyaz Saray’da zirve başlamadan önce durum epeyce gergindi. S-400 alımından sonra bir NATO üyesi olan Türkiye Suriye’nin kuzeyinde Rusya ile birlikte devriye atıyordu. Türk askeri ile Rus askeri işbirliği yapıyor, bölgeyi terörden arındırmak için yan yana çaba harcıyorlardı.

Buna karşılık ABD PYD/YPG ile yeniden el sıkışmış, petrol kuyularını birlikte koruma kararı almıştı. Türkiye’nin 9 Ekim’de başlattığı Barış Pınarı Harekatı’yla birlikte Turmp, askerini Suriye’den çekeceğini açıklamış, o güne kadar desteklediği ve “kara gücüm” dediği YPG’yi terk etmişti. O nedenle Trump ülkesinde, “IŞİD’i yenen YPG’yi terk etmekle” suçlanmıştı.

Zirve öncesi Türkiye Rusya ile birlikte devriye atarken, ABD, yeniden YPG ile yan yana gelmiş, birlikte çalışmaya başlamıştı.

ABD’nin Trump imzalı Türkiye’ye gönderdiği mektup, Ermeni tasarısına Kongre’den gelen onay, yaptırımlar, Halk Bankası davası, iki ülke arasında var olan problemlere yeni eklenen sorunlar olmuştu.

Trump açısından ise görüşme azil sürecinin baskısı altında gerçekleşiyordu. Kongre azil tartışmalarını, ifadeleri topluma açmış, herkesin gözü önünde “kirli çamaşırlar” konuşulmaya başlanmıştı.

Böylesi bir atmosferde zirve gerilimli geçebilir ve ipler tamamen kopabilirdi. Öyle olmadı. Görüşmeler beklenenden çok uzun sürdü ve Cumhuriyetçi Senatörler Lindsey Graham, Tim Scott ve Ted Cruz’un katılımıyla sürpriz bir havaya da büründü.

İki ülke arasında 20 milyar dolar mertebelerinde olan ticaretin 100 milyar dolara çıkartılması, F-35 ve Patriot alımı gibi konuların konuşulduğu anlaşılıyor.

ABD Rusya’dan alınan S-400’ler için “ambalajını açmayın” talebini dile getirdi. Buna karşılık Erdoğan mektuptan söz etti, Fethullah Gülen’in iadesini istedi, YPG’li Ferhat Abdi Şahin’in PKK’lı bir terörist olduğunu CIA belgesine dayanarak ifade etti.

Kamuoyu en çok Hilal Kaplan’ın sorusu ve o soruya cevap verirken Trump’ın “siz hükümette görevli misiniz” takılması üzerine konuştu. Sosyal medya hemen her konuda olduğu gibi “kahraman olmakla”, “utanılası duruma düşme” şeklinde ikiye bölündü.

Ancak Trump, Kaplan’ın “terörist Ferhat Abdi Şahin’i Beyaz Saraya yine de davet edecek misiniz” anlamındaki sorusuna ilginç bir cevap verdi. Trump Abdi Şahin konusunda hiç de geri adım atmadı. Onunla mükemmel telefon görüşmesi yaptığını, birlikte çalışmaya devam edeceğini söyledi ve hemen ardından Başkan Erdoğan ile de mükemmel çalıştıklarını tekrarladı.

Aslında bu cevap ABD’nin Suriye’de Türkiye ve YPG ile aynı anda çalışmayı sürdürmek istediği anlamına geliyordu. Trump’ın ve ABD’nin tavrı değişmemişti. Hatta “Rusya ile devriye attığınız YPG ile ben sizi bir şekilde konuştururum” anlamına gelebilecek bir tavır benimsemiş gibiydi.

Esasen, taraflar söyleyebilecekleri sözlerini kamuoyu önünde söylemiş oldular. Trump kendi iç kamuoyunda sıkıştığı bir konuda “bak YPG’yi satmadım” demiş oldu. Erdoğan da “mektup konusunda ne yaptın” diyenlere “masaya koydum; üstelik Abdi Şahin’in bir terörist olduğunu CIA belgesiyle kanıtladım” cevabını vermiş oldu.

Görüşme sonrası Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın ABD senatosunda Ermeni tasarısını kilitlemesi de zirvenin beklenmedik kazancı oldu.

ABD ile Türkiye arasında ilişkiler kopmadı, gelecek için kapı açık bırakıldı.

Celal Kazdağlı

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz